Aşk’a sordum; Hidroelektrik Santralı mısın yoksa Dinamo mu?

brlbo.com

– Böyle bir soruyu sormanı neye borçluyum acaba?
– Sevgi çok güçlü bir enerji kaynağı olduğuna göre, bunu cevaplaman zor olmasa gerek.
– Zorluğundan değil, niye rahat bırakılmadığımı merak ediyorum. Mantığın tatile mi çıktı?
– Sordum, tümden gelip tüme varırken içim geçmiş.
– Aferin, o geçmiş içini bana dökmeye karar verdin sen de!
– Evet, içimde senin gibi bir Aşk olduğu için çok şanslıyım, herkes senin gibi çenesi düşük olana denk düşmez sanırım.
– Hah! Kendi düşük çeneni de bana etiketledin.
– Sen ne isen, Ben de oyum, güzelcim.
– Kendi aşkın ile konuştuğunu hatırlatırım.
– Sen de bir sorum olduğunu hatırlıyor olmalısın, eğer dinamo gibi sadece hareket enerjisi ile elektrik üretiğin için, kullanılmadığında unutmuyorsan!
– Nükleer santral diyebiliriz. Ancak uranyum yerine, zenginleştirilmiş benlik olacak.
– Hadi canım !.. Bendeki mi yoksa herkeste mi böyle.
– Ayrıcalığın yok, ne yazıkki herkeste böyle.
– O zaman niye mutlu edemiyor, bu nükleer santral bizi, bunca gücü olmasına rağmen?
– Duvardaki prizleri görüyor musun?
– Evet!
– Birisine uzatmayla dört makine bağlı, diğerinde ise bir minik şarj aleti var.
– Eee?
– Hepsi aynı enerjiden faydalanıyor di mi! Sen birini sevdiğinde de küçük bir şarj ünitesi ile bağlantı kuruluyor.
– Hah, elektrik almak bu o zaman!
– Ne yazık ki herkes önce almak ile ilgili. Oysa alan da bir güç kaynağı, yani bir enerji santralı. Başkasından aldığını kendi gücüne ekleyip bağlı olanlarına dağıtımını sağlıyor.
– İyi de niye anlatışında bir sorun var gibi görünüyor? Enerji dağıtımı serbest rekabet kurallarına mı aykırı yoksa?
– Arıza çıkarttığınız için! Zira sevdiğinden şarj olmaya başladıktan sonra, elinde ne kadar elektrikli alet varsa hepsini, bu yeni güç kaynağına takmaya başlıyor sevilen. Yetmiyor, daha önceden aile, arkadaş, dost, komşu, ahbap, akraba ve daha ne kadar kaynak kullanımdaysa, zamanla hepsinden çıkartıp sevdiğinin santralına bağlıyor. Tıpkı sevdiğin bir kişinin, hayatındaki herkesin yerini doldurması gibi. Tek bir kaynağa bu kadar yüklenmek ise o santralın kapasitesini zorlamaya başlıyor.
– Hani nükleer enerji vardı?
– Santralda var, sorun dağıtıcılarda! Aklı almıyor, canı istemiyor, bencillik çağırıyor, çalışmak zor geliyor, mesai yoruyor, tembellik istiyor ve santral şalter indiriyor.
– Kolay değil sevmek güç ister!
– Fakat sevilmek de sadece güç tüketmek değil ki, alınan gücü yeniden sevgiye dönüştürerek ona güç vermek. Eğer sevmediği tarafından sevilen birinden bahsetmiyorsak, sevilmeyi tek taraflı düşünme. O da seven için bir santral! Sırf sevdiği için bile beslenebilmek de bu yüzden. Mutlu eden, mutlu ettiği için mutlu oluyor.
– Enerji nakil hatları pek bi karıştı.
– Hayır, çok basit. Kaynak pürüzsüz ve sorunsuz. Doğanın kaynaklarını çılgınca tüketmek, nehirleri kurutmak, havayı kirletmek gibi yok edici özelliklerden kaynaklanan, sevilirken alınan enerjinin dağıtıcılarını umursamadan ya da bencilce aşırı yüklenme yapılabilir. Hatta alınan bu enerji sadece tüketilip hiç üretilmiyor bile olabilir, konfor keyifli geldiğinden. Seven kişi hiç şüphesiz ki tüm kaynaklarını kullanacaktır. Fakat bir gün gelir de voltaj düşmeye başlarsa, bir kontrol etmekte fayda var; biz santrala nelerle bağlıyız, santral bize nelerle bağlı?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir