İhtiyaçtan DEVREN SEVGİ

“Sevgi benim için araçtır”

Olamaz mı?

Böyle bir ilan görseniz imkansızlığına mı gülersiniz yoksa saçmalığına mı?

“Saçma! Sevgi bir araç olarak devredilemez ki!”

diyorsunuz sanırım… Pardon, sizden önce okuyan hanımefendi söylemiş “Saçma!” diye. Fakat sanırım siz de çok olabilir bulmamışsınız, yüz ifadenize bakılırsa…

Tamam, belki biraz hatırlatmalar yaparsam belli bir tarafa daha yakınlaşabilir yüz ifadeniz. Eğer “Sevgi bir araç mı ki devredilsin!” diye düşünen bir yanınız var ise ona şöyle sorun :

“Sevgi; yaşadığımız bu gezegende bir araç olarak kullanılıyor mu kullanılmıyor mu?”

Galiba, bir ifade değişikliği sinyali göründü yüz hatlarınızda. Bu ifade değişikliğinin iyi anlamda olması da gerekmiyor zira “Sevgi araç olarak kullanıyor” deyip bir de bunu kanıtlamak övünülecek bir keşif olmaz. Yine de ‘bilmek fayda sağlar’ gücünü arkamıza alıp ilerleyelim…

Kimse, –buna siz de dahil– “Sevgi benim için araçtır” demez muhtemelen. Peki, hiç mi araç olarak kullanmayız? Galiba bir gülümseme işareti belirdi yüzünüzde. “Saçma!” diyen hanımefendi tam burada bırakmıştı okumayı 🙂 Hatırlamaktan hoşlanmamış da olabilir ya da telefonu çalmıştır…

Şöyle bir kendimize soralım; toplayarak içimizde bu konudan sorumlu çalışanları, “hakkaten, biz hiç sevgiyi araç olarak kullandık mı?” diye. Sizden korktukları için başlarını öne eğiyor olabilirler, güvence verin onlara, kızmayacağınıza dair ve bir kez daha sorun. Bakın bakın.. Cesaret bölümünde çalışanlardan biri değil mi o elini kaldıran?

“Kesinlikle yapıldığına tanık oldum”

diyor yüreklice. Çok sevindim artık içerde size yardımı dokunacak sağlam bir destek sahibi oldunuz. Tamam, kızmayın ama ona!

“Biz hiç sevgiyi araç olarak kullandık mı?”

Bu sadece size özel bir durum değil ki! Bir bakın etrafınıza, en yakınınızdan, en uzağınıza. O kadar bildik ama söylenmedik bir durumdur ki bu ‘Sevginin araç olarak kullanılması’, şimdi dile geldi diye kötüleşemez. Nerde kullanıldığına bağlı olarak elbette, ama buraya kadar yüzünüzde gülümsemeyle okuduğunuza göre zaten sizin sevginin saflığı ile ilgilendiğiniz belli.

Hadi, siz öylesiniz de, ya sevgiye saf olarak değil safsata olarak bakanları ne tarafa yerleştirelim. Yok mu sayalım? Mümkün mü? Her gün, her yerde, gözümüze gözümüze sokulurken. Hem de dünya düzeninin içinde en yoğun pazarlama gücüyle Sevgi tam bir araç olarak kullanılırken.

Ticaret yapanlar iyi bilir malzeme piyasada az bulunursa çok daha değerli olur ve ürün satışları daha yüksek gelir getirisiyle daha yüksek karlar sağlar. Basit! Bakın, gezegenimizin bakabildiğiniz her köşesine eviniz dışında sevgi kalmamış gibi görünmüyor mu?

“Sevgi üretirsen mutlu olursun!”

Bu yüzden bir bilim kurgu filminde sevgi devredilebilir hale gelirse; yaşadığımız hayat içinde bulunması zorlaşan bir nesne haline geldiği içindir. Siz de;

“Aman be adam, daralttın içimizi!..”

diyerek ayrılmayın diye hatırlatmakta fayda görüyorum: Büyük bir olasılıkla gezegenimizde kendiliğinden bir denge sağlanacaktır ve şimdi görüldüğü gibi nefret çoğaldıkça karşıtı olan sevgiyi de tetikleyecektir çoğalması için. Yoksa biz burada sevgiden bahsediyor olamazdık!.. Biraz rahatladınız sanırım ama yine de sevgi devredilir bir nesne olmadan önce içinizdeki sevgiyi çoğaltabilirsiniz diyorum 🙂

Niye öyle baktınız? Nasıl olabilir ki; severek elbette. Sevin! Araç olarak değil, huzur olarak, his olarak, duygu olarak, duyu olarak sevin.

Söyleyin içerdeki çalışanlarınıza üretimi arttırsınlar, emimin bundan mutluluk duyacaklardır. Çünkü; işin doğası bu, sevgi üretirsen mutlu olursun! Varsın olsun stoklarınız çoğalsın yer bulunur stoklayacak emin olun, yeter ki içinize sığmayan tek Sevgi olsun! Hepimizin öyle çok ihtiyacı var ki “Sevgi”ye, huzurla yaşarsınız o stokların güvencesiyle…

“Bundan daha değerli hazine var mı?”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir