“Aşk Ateşi” nerede yanar? [2]

“‘Aşkın ömrü üç yıl’ diyen istatistik bilgileri var.”

“Her kim isek; aslımıza en yakın olan, kimsenin bize bakmadığı andaki halimizdir” dedikleri gibi tüm bilgiler aslında kendimizde, kendimiz için, içimizde saklı.

İçerisi dediğim bellek kayıtları, hafıza, bilgi dağarcığımız değil; varlığımızın ta kendisi. Hani kimimiz kimi zaman, kimimiz sıkça konuşur, kimimizin de ilgisizce yok saydığı kendimiz var ya, bir dargın bir barışık olduğumuz, tek dostumuz ya da en azılı düşmanımızdan bile daha tehlikeli olan kendi varlığımız, işte ‘O’.

“Senin ciğerini bilirim ben”

diyene

“Merak etme aslında ben çok daha iyi bilirim ciğerimi ama işime böylesi geldiği için sana bu lafı dedirtecek şekilde davrandım”

der ya, o lafları sineye çekerken, duyduklarımızı arşivleyen birimin çalışanları.

İşte bizim de aradığımız cevaplar bu çalışanların bağlı bulunduğu içimizdeki departmanda saklı.

“Senin ciğerini bilirim ben”

Eh tüm bunlara itiraz eden yoksa şu konu ettiğimiz sevginin kaynağına doğru biraz daha yaklaşalım. Bakalım herkesten çok daha iyi bildiğimiz kendi ciğerimiz gibi kabul edecek miyiz; kendi kaynağından çıkan sevginin nasıl olduğunu bizden iyi kimsenin bilemeyeceğini.

Hatırlayalım ‘aşık olmak’ diye tarif edilen duygunun bünyemize sağladıklarını :

  • Her nefesinizde sevdiğiniz için ürettiğiniz sevginin içinizde sağladığı sıcaklık,
  • Sevdiğinizi düşündüğünüzde bile gözünüzde parlayan ışıltı,
  • Damarlarınızda akan kimyasalların rafting koşulları sağlaması,
  • ve bünyeye hatta doza göre değişik etkiler içeren daha niceleri!

“Peki, ya böyle ‘aşk ateşi’ diye bir bölüm yoksa!”

“Peki, bu duygulara sonra noldu?”

Elbette yok oldu çünkü ‘aşkın ömrü üç yıl’ diyen istatistik bilgileri var.

Bu durumda sevgi kaynağından hiç kullanmadan sadece aşk ateşiyle dünyaları yakabiliriz, dağları delip, ejderhalarla savaşabiliriz. İyi de nerede yanar bu aşk ateşi? En azından bu saydıklarımızı yapanların destanlarında hep büyük bir aşktan bahsedilir; alev alev yanan! Hepi topu üç yıllığına mı? Peki, ya böyle ‘aşk ateşi’ diye bir bölüm yoksa!.. O zaman elimizde bir tek sevgi kaynağımız var demektir. Sevgimizi var ettiğimiz bir kaynak; sevgi üretim kaynağımız!..

Bunu kabullenmek zor olduğu için mi “sevmek ile aşık olmak” en azından süre olarak birbirlerinden ayrı tutuluyor? Bu olabilir mi?

>>> devam edecek >>>

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir