Sevgili Aşk, zorla mı seviyorum, zoru mu seviyorum?

Birol Boyacıoğlu

Çözemedim bi türlü!

Şimdi birilerinin eline geçse bu mektup, derler ki; ‘seviyorsun yetmiyor, bi de laf ediyorsun‘. Sence de öyle mi? Sadece “Sevmek” ve her ne olursa olsun ve her koşulda “Sevmek” gerçekten yeterli mi sevinmek için?

Tamam, sana lafım yok, var olduğun için çok mutluyum. Hayat; sen içinde olduğunda renkleniyor. Gökkuşağı filtresi gibisin. Ne görürsem, neye bakarsam bakayım, senin varlığın sayesinde gökkuşağı renklerine bürünüyor çektiğim resim ( çok beğeni almasa bile ). Başka bir filtre kullanmaya bile gerek bırakmıyorsun. Bundan şikayet edilir mi? Ben de etmiyorum zaten.

Fakat bir eksik var gibi. Benim baktığım, çektiğim, içinde olduğum tüm resimlerde bi ben yokum. Elbette Sen varsın; gördüğümü muhteşemleştiren, bir de renklerinle canlandırdığın; Sevdiğim. Şimdi bu durumda bi gariplik yok mu? Ben nerdeyim?

Sevmenin bu kadar güzel olduğunu, ruhumu sevdiğimin üzerine örttüğümde fark ediyorsam, böyle sevilmediğim için ne hali varsa görsün, yorgancı mıyım ben diyebilir miyim?

Yoksa, umursamaz ve sadece üstünü örtmekle yetinmeyip hep onun yanında olması için kendi ruhumu da ona mı tahsis ederim?

Sen bu kadar güçlüysen, sevdiğim benden daha şanslı olur. Çünkü sana sahip olmanın mutluluğu, başkasını mutlu etmekten geçer böyle sevince.

Bırak böyle sevmenin zor olmasını, sevmek hiç zor değil ki, bu zor olsun. Nefes alır gibi; sevdiğini hissettiğinde cıvıl cıvıl yaşam dolunca içine, farkında bile olmuyorsun, zoru mu sevdim, zorla mı sevdim. Sanki hayat çok kolay da; biz yaşamayı bu yüzden böyle çok seviyoruz.

Çok soru sordum biliyorum ama anlaşılmazlık var sanki ve çözemiyorum bir türlü. Şimdi böyle güzel sevdiğimde, Sen sayesinde mi sevilme ihtimalim ortaya çıkıyor? Eğer öyleyse; sevdiğim için, sevilmenin güzelliğini kendisine servis eden bir garson olabilirim demektir bu.

Servis edilen öyle güzel ki, eden bile sevilir!

O zaman hep servis eden olup, hizmetkarlık mı yapacağım senin gücünü arkama alıp. Arada aldığım bahşişler ise ödülüm olur heralde.

Dilerim geçen seferki gibi cevabını geciktirmezsin. Biliyorum böyle mevsimlerde ne kadar fazla yoğun olduğunu ama çok sevenlere de özel davranırsın diye bi hatırlatıym dedim.

Bu arada 15 Haziran Perşembe gününü sakın unutma, önceden anlaştığımız gibi sen de benle orda olucan. Sonra laf edersin bilirim seni, “amma konuşmuşsun arkamdan yine” diye.

Teşekkürler
Bize iyi bak

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir