Sevgili Elma, pişman mısın?

brlbo.com

– Aşk ile muhabbetten sıkıldın galiba.
– Hayır, sadece onun da fikrini almak istedim… Umarım, sen bu konuda da yetkili görmüyorsundur kendini; aşk hali ile Sebze Hali arasında bir bağ görüp.
– Senin içindeki Aşk olduğuma göre Sen ile ilgili her durumda yetkiliyimdir ve evet o Elma adına da konuşabilirim, sen farkında değilsen bile ben de o geçmişten geliyorum.
– Hangi geçmişten?
– Elmanın; “o dalda olmalı mıydım, olmamalı mıydım?” diye sorgulayıp sorgulamadığını öğrenmeye çalıştığın geçmişten.
– O kadar eskiye dayandığını anladık ama yine de Elma için pişman olup olmadığını söylemeye yetkin olduğundan süpheliyim.
– Elma niye pişman olsun ki; sen doğduğuna pişman mısın?
– Etrafta seni bu kadar olumlu kılacak sevgi pıtırcığını ben niye göremiyorum?
– Geçmişe bakmadığın için olabilir.
– Tarih dersi vermeyeceksin di mi?
– Ben vermeyeceğim ama senin bi düşünmen gerektini söyleyeceğim.
– Neyi? Çağlar öncesi ilişkilerde Aşk etkisini mi?
– Çağlar öncesi kendi genlerinde geçmişin etkisini!
– Abartma, hangi kütüphanede kendi geçmişimle ilgili bilgi bulacağım? Öyle geçmişe bakınca da görünmüyor senin söyleme rahatlığın kadar kolayca.
– Bir yere gitmen gerekmiyor, kütüphane zaten sensin.
– Sağol! Doğru ya, cahilliğime ver… Nasılda görmüyorum koca rafları.. Ne buyurmuştunuz, kesin hangi kitabın, hangi rafta olduğunu da biliyorsunuzdur. Çekinme iste, nasılsa bu zengin kütüphaneme üyeliğin de vardır senin!
– Dedenin Annesinin yer aldığı bölüm olabilir. Hatta biraz daha geçmişe gidip, onun da Annesinin Babasının Babası ile ilgili kısmı okuman gerekebilir.
– Sen eğleniyorsun sanırım benimle!?
– Yoo, Elma’ya sormadın mı sen pişman mısın diye? Cevapların yerini gösteriyorum.
– İyi de benim geçmişimle ne ilgisi var, hele de bu kadar çok gerideki kuşakla?
– Sen internet siparişiydin de doğumun kurye ile mi teslim edildi? Bi tıklamalık emoji olduğunu mu sanıyorsun?
– Saçmalama, o kadar da değil. Biliyoruz heralde geçmişten taşıdıklarımızı, getirdiklerimizi. Bunu şimdi sen söyledin diye öğrenmedim. Senin nereye bağlayacağını merak ediyorum.
– Ben bağlamayacağım. “Sen bağlısın!” Benim göstermeye çalıştığım da bu! Geçmişinde yaşanan tüm hayatlar, tüm hayatların etkileri; keyifleri kederleri ile birlikte senin bugunünde, seninle bağlı.
– Çok iddalı olmadı mı bu? Bütün geçmişte gen bağım olanların izlerini bugün yaşıyor olmam biraz tuhaf değil mi? Dedemin dedesi mutsuz bir hayat sürdüyse ben de mi mutsuz bir hayat süreceğim yani, onu mu demek istiyorsun?
– Hisset ve anla demek istiyorum. Uzay boşluğunda dolaşan bir taş parçası bile kendi benzeri bir kütlenin devamıdır ve şu andan daha farklı bir kütle olmak için başlamıştır yolculuğu. Tıpkı senin doğumun gibi. Yepyeni bir hayata başlanırken ne derler bilirsin. “Bembeyaz bir sayfa ile başlıyorum yeni hayatıma!”
– Evet, ne güzel işte tertemiz bir sayfa, yaz çiz yaşa!
– Haklısın ama minik bir detay var gözden kaçırılmaması gereken; o tertemiz bembeyaz sayfa; koca ciltli bir kitabın sana tahsis edilmiş son sayfası oluyor. Yaz, çiz ve yaşa ama arkadaki sayfaları okumayı ihmal etmezsen, o kitabın sırf sen saçmalayasın diye koca bir cilt haline gelmediğini de görürsün. Yine de saçmalama özgürlüğüne sahipsin, sonuç olarak o da bir yaşam olarak, geleceğe iz taşıyacaktır; senin sayfan sayesinde! Fakat, sana aktarılan hayat izlerinindeki yaşanmışlıkları hissedebilirsen; sevdiğinle, sevmediğinle, çoluğunla çocuğunla, konu komşuyla, el alemle ve hayatla nasıl bir ilişki kuracağını anlarsın. Kendini; üst üste dizilmiş fotokopi kağıtlarından, rüzgarla uçup savrulan bir tanesi olarak görmek yerine, seni bugüne taşıyan hayatların, çok değerli yaşanmışlıklarının yazılı olduğu, koca ciltli kitabın bir sayfası olarak görmelisin. Bunu fark ettiğin zaman Dedenin Dedesinin Annesi mutsuz bir hayat sürdü diye sen de bu mutsuzluğu farkında olmadan bugününe taşımazsın.
– Hangi rafta demiştin?
– […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir