Sevgilinin değeri nasıl ölçülür? [5]

brlbo.com

“Sevgilinin değeri onu sevenin sevgisi ile ölçülür”

derken Mevlana, sanki biraz da bu anlattıklarımızı destekler gibi değil mi?

Biz içimizdeki hazine dairesinden çıkartıp sevdiğimize sunmuyor muyuz varlığımızın en değerli hazinesini?

Hatta birçoğumuzun bunu yeterli görmeyip sevdiğini doğrudan hazine dairesine yerleştirdiğini görmüyor muyuz?

Bizi değerli kılan başka nedir ki; banka hesabımızın miktarı mı?.. İşte bunun iyi ya da kötü olduğunu tartışmaya açmak yerine hazine dairesindeki mücevheratın ne kadar saf ne kadar imitasyon olduğuna bakalım diyorum.

Öyle garip bir terslik var ki ortada.

“Kimse o hazine dairesine yerleşmeye muhalefet etmez.”

durumundan dolayı, birincil olarak öyle bir yerde olmak ve ölmek için can atarız lakin kendi hazine dairemize herhangi birisini yerleştirmek konusunda; yerleşmek konusunda olduğumuz kadar da can atar bir durumda olmayız, olamayız, hadi olamama ihtimali de olabilir diyelim.

Peki, bunun nedeni mücevheratımıza olan -koleksiyonerce bir tutku mu?- yoksa

“ötesi berisi yok işte bodoslama bencillik”

olabilir mi? Kim ister ki verdiği her neyse yerine daha iyisi gelmeden vermeyi? Sanırım sadece vermeye kodlanmış varlıklar.

Bu varlıklar aslında mistik alemde melek olarak tasvir edilse de yaşadığımız gerçek alemde olan benzerleri salak olarak etiketlenmeye daha yatkın görünürler.

Hatta çoğu zaman vermek konusunda o kadar farkındalıklarını kaybetmiş olurlar ki, almak ile ilgili hiç bir düzenekleri çalışmaz.

Fakat bizim araştırdığımız hem alıcı hem verici tarafların aralarında dolaşımda bulunan “sevgi”; saflığını muhafaza edebilmiş midir yoksa zaten kimsenin umurunda olmadığı için üzeri cicili biçili, ışıl ışıl ışıldayan bir boşaltılmış ambalaj mıdır?

6. bölümde

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir